2000’ler Şiiri Antolojisi

Emel Koşar

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.
  • 09 Şubat 2017

Cenk Gündoğdu’nun hazırladığı 2000’ler Şiiri Antolojisi (Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul 2016) seçici kurulunda yer alan Tuğrul Tanyol, Haydar  Ergülen, Hâmi Çağdaş ve küçük iskender’in kısa değerlendirme yazılarıyla dikkati çekmekte.

Her antoloji özneldir ve eksiktir. Bu eksiklik, antolojiyi hazırlayanın öznel yaklaşımları kadar antolojiye gir(e)meyenlerin serzenişleri ile ortaya çıkar. Ancak adı geçen antoloji üzerinden yürütülen tartışmaların önceki kutuplaşmalardan farklı bir yapıyla vücut bulduğu görülüyor. Seçilmeyenlerin Gündoğdu’ya yönelttiği eleştirilerin tamamı şimdiye kadarkilere benzerken Gündoğdu’nun antolojinin seçme politikasına dair yaptığı açıklamalar tartışma geleneğinde pek rastlamadığımız türden. Zira kitabın kapağında kendi adı olmasına rağmen Cenk Gündoğdu adı geçen antolojisine dair sorumluluğu, seçici kurulda ve soruşturmada yer alan isimlerin (Hilmi Yavuz, Lâle Müldür,  Güven Turan…) arkasına sığınarak onlarla paylaşma eğiliminde.

Antolojiler belirli kriterler çerçevesinde oluşturulur. Okuyucu, antolojiyi hazırlayanın böylece hangi ölçütler çerçevesinde hangi şairi ve şiiri seçtiğini bilebilir. Aksi bir durum şiir ve şair seçimlerinin ortak habitusa dayanan öznellik içerdiği kanısı yaratabilir.

Antolojide Şeref Bilsel, Emel İrtem, Gökçenur Ç. , Mustafa Fırat, Berna Olgaç, Hilâl Karahan, Didem Gülçin Eldem gibi şairlere yer verilmemesi nasıl açıklanabilir?
“2000’ler şiiri”nden neyin kastedildiği belirtilmeden ve sağlam bir temele oturtulmadan hazırlanan antoloji 1965 doğumlu şairlerle başlayıp 1987 doğumlu şairlerle son buluyor.
Yıllardır editörlüğünü yaptığı dergisindeki imlâ hatalarıyla anılan Cenk Gündoğdu antolojisinde de aynı tutumu sürdürmüş: “Kadınların eril dilden kurtulması, erkek egemen mücadele alanında erkek gibi davranmaya, tavır almaya, dil kurmaya zorlanıyor olsa da bu eşiği geçmesi gerekiyor.” (s. 40)

Figüran Yalnızlığı’nın (Mühür Yayınları, İstanbul 2016) başında yer alan “Şiir, İçimdeki Ezgilerin Kâğıda Dökülmesidir” yazımda da vurguladığım gibi Gezi Direnişi bir kırılma noktasıydı: “Şiir geldi, şaire dayandı. Günümüzde şair tek başına var olabildiği için şiirde kurumsal temsiliyete gerek yok. Şiiri Hisarcı, Garipçi ve İkinci Yenici gibi kurumsal kimliklerle yürütmek bugün doğru ve anlamlı değil.” (s. 7) Günümüzde şair, kişi veya kurumlara sırtını yaslamadan tek başına, sadece şiiriyle var olabilir.

Edebî biatı seven Gündoğdu’nun (Günbattı demek daha doğru) hazırladığı antoloji 2000’ler şiirini ve birilerine tutunarak yükselmeye çalışan şairleri gündeme taşıdı. Oysa babaya boyun eğmeyen, başkaldıran ve şiirine güvenen şairler zamana yenik düşmez. Otoritenin onayladığı şairler ise vasatı aşamazlar.

Adı geçen antoloji üzerinde uzun süre çalışılmış, çıkar ilişkileri doğrultusunda ince ince dokunmuş bir kitap. Hazırlayan(lar?)ın özellikle sönük isimleri seçip onların arasında parlamak istediği açıkça görülüyor. Dolayısıyla bu antolojinin yürüttüğü politikanın temelinde şiirin yahut şairin niteliği değil, seçkiyi şiiri politikanın nesnesine dönüştüren bir anlayış olduğu da bir gerçek.

1965 doğumluların alındığı antolojiye 1971-72 doğumlular -Gökçenur Ç. [1971], Şeref Bilsel [1972]- “geç doksan”a (?) dahil edildikleri için alınmamışlar. Gündoğdu’nun antolojisi tutarsız değerlendirme yazısı ve seçkisiyle “Bir antoloji nasıl hazırlanmamalı?” sorusuna cevap niteliğinde.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ