İnci Doğru, Aksisanat için Berna Olgaç’la konuştu

  • 10 Mart 2017

S-1: Şiire yoğunlaşmışken sizi çocuk kitapları yazmak için teşvik eden neden nedir?

Yetişkinlere hitap ederken amaçsız yazdığımı elbette söyleyemem; ancak çocuklara yazarken daha belirgin gayeler ve bir takım kurallarla sınırlanmam gerektiğinin farkındaydım. Çocukların edebiyatına yaklaşırken en az büyükler kadar bir dil meselesi ile karşı karşıya olduklarını ve bu işi yapanların sorumluluklarının bilincinde olmaları gerektiğine inandım hep… Bu nedenle de yıllarım bu kuralların, sınırlamaların nasıl olması gerektiğini araştırarak, gözlemleyerek ve çokça çocuk kitapları okuyarak geçti. Bir anlamda kendimi yeterli gördüğüm noktada ve çocuklara yazma isteğiyle geçirdiğim uzunca bir dönemin içinden yoğrulmuş hikâyelerimle siz sevgili çocukları bana göre doğru olan zamanda selamlamayı tercih ettim.

Çocukların dünyasında durarak bir şeyi ifade etme isteği herkes için geçerli olan bir duygu, düşünce değil elbette. Ya da çocuklar için yazmak diye bir dert edinmek anlayışı. Bu durum yıllar içerisinde açığa çıktı diyebilirim. Ben hep kendi dünyamdan yazmayı yeğledim aslında. Zamanla fark ettim ki çocukların dünyasında yazarken de kendi çocukluğumdaki hayal gücüne dönebiliyorum. Yani hayatımın beni çok etkileyen bir dönemini öne çıkararak yazıyorum. Bu da yine çocuklardan ve kendi dünyamdan ortak bir evreyi esas alarak yazdığım anlamına geliyor kanımca… Bu durum kendi çocukluğunuzun hayal gücünden yararlanarak evrensel olanı günümüz çocuğuyla yeniden yaratıp dönüştürme meselesi olarak da özetlenebilir. Kökleri çocuklukta bulunan samimiyeti ve safiyeti elden bırakmadan elbette…

Çocuklar için yazmada bir görevi yerine getirmenin ve yetişkinlerin çekişmeli dünyasından sıyrılmanın huzuru ve mutluluğu içinde olma hali beni bu türe daha da yakınlaştırdı diyebilirim.

S-2: Çocuk kitabı yazmakla yetişkin kitabı yazmak arasındaki fark nedir?

Aslında ben çocuk kitaplarını yalnızca çocukların okuduğu kitaplar olarak algılamadım hiçbir zaman; çünkü biliyorum ki çocukların okuduğu kitapları büyükler de seviyor. Belki ayrı tatlar alıyorlar. Ki böyle de olması gerekir. Yani her yaştan okurun olabildiği bir edebiyatla karşı karşıyayım. O nedenle de oluşturmaya çalıştığım dil, kendi doğal akışı içinde siz harika çocuklara seslenme şansından uzakta olmayan, içimdeki çocuğu eğlendirdiğim ve bu yolla başka çocukların da eğleneceğini umduğum bir dil…

Amerikalı çocuk kitabı yazarlarından biri olan Jane Yolen, Çocuklar İçin Yazmak adlı kitabında şöyle demiş: ‘’Çocuklar için yazmakla büyükler için yazmak aynı şey. Çocuklar için yazarken biraz daha iyi yazacaksınız, hepsi bu…’’

Sizler varlığımızın en kıymetli parçalarısınız. Sizlerin algı evrenine seslenebilme elbette sanıldığı gibi kolay bir iş değil. Olgun bir yaştayken çocuk ruhuna, duyarlılığına ve sonsuz hayal gücünüze hitap edebilmek gerçekten çok zor. Zaten çocuklar için edebiyat yapılması ayrımına gidilmeside bir anlamda bu işin ciddi olarak ele alındığını gösteriyor. Ne var ki dil konusunda sizin dünyanıza seslenebilen bir dil kullanmak. Yalnız bundan basit bir dil kastetmiyorum.Üzerinde yorulacağınız bir dil değil, anlaşılabilir olmaktan bahsediyorum. Hikayelerde verilmek istenenin size yakın olması, sizin bir parçanız olması ve sizi sıkmaması gerekir. Konuyu kısa cümlelerle açık açık anlatan, birçok konunun arasında sıkışmadan yapılan örneklemeler sizi kitaplara daha çok yaklaştıracaktır.

S-3: Yetişkinler için öykü roman vb. yazı türleri yazmayı düşünüyor musunuz?

Hayır düşünmüyorum. Yazmak benim için engel olunamaz bir gerçeklik, içsel bir yolculuk, algıladığım hayatın özgürce dışavurumu, kendimi açığa çıkarma hali belki de. Bir anlatım biçimi, yaşam şekli. Bazı insanlar vardır. Kendini spor yaparak ifade eder, bazıları resim yaparak, bazıları müzikle ilgilenerek. Tüm bunlar yaşadığımız dünyanın tanıkları gibidir. Bu yüzden bende yazarak paylaşmayı seçtiğim ve paylaştıkça çoğalma isteği duyduğum şiirle ve çocukların kendini, insanı ve yaşamı tanımasına imkân sağlayan, yeni hayat olanakları sunan bir edebiyatın içinde var olarak yoluma devam etmek istiyorum.

S-4: Kitaplarınızda daha çok ilahi bakış açısı mı yoksa olayın içinden anlatım mı kullanırsınız?

Yazarken tek ölçütüm, okuyana dokunan anlamların peşinde olmaktır. Ben hayatın içinden olan her şeyi çok sevmişimdir. İzlediğim filmlerde, okuduğum şiirlerde, dinlediğim şarkılarda bu yaşanmışlığı ararım. Bana dokunsun isterim. Ruhuma işlesin. Öyle bir etkisi altına alsın ki bana şiirler, hikâyeler yazdırsın. Hal böyle olunca, hayatlara etki etmesini arzuladığım kitaplarımı bu duygularla yazıyorum. İlk yazmaya başladığım zamanlardaki kalbin atışı gibi o ilk heyecanı koruyarak ve tüm zorluklarla baş edebilmenin çaresi olarak gördüğüm yazma eylemine daha çok emek vererek yolcuğuma devam ediyorum. Ruhuma nüfuz eden beni sarmalayan etkilenişin materyallerini bir prizmaya benzetirsek, beyaz bir rengi gökkuşağı gibi farklı renklerin çeşitliliğinde sunan bir anlayışta, o zaman üretkenliğin etkisi bazen ilahi bir bakış açısında bazen olayların içinden bir anlatımla karşıma çıkmakta.

S-5: Çocuklar için şiir kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?

Sanatın her dalı, birbirinden ayrılmaz bir bütünlük teşkil ediyor nazarımda. Bir ressamın kızı olarak, dünyaya geldiğim günden beri, bu geçişli dünyayı renklerin, gücüyle kavradım önce. Sonra şiirle. Bir tiyatro eserini şiir gözüyle izledim. Bir müziği şiirin duyusuyla dinledim. Bir senaryoyu şiirsel anlamıyla irdeledim. Kısacası kendimi büyütme adına yaptığım her adım, bu birliktelikten nasibini aldı ve şiiri hayatımın en özel alanı yaptı. Eğer çocukların coşkusuna, heyecanına, duygularına ve düşünce anlayışlarına şiirlerimle de hitap edebileceğimi düşünürsem neden olmasın. Ancak şu an için böyle bir çalışmam yok. Bitmek üzere olan iki çocuk hikaye kitabım daha var.

S-6: Sütlü Çikolata Fındıklı Kurabiye adlı kitabınızda nelerden esinlendiniz?

Kendi çocukluğumdan yararlandığımı tez elden söylemeliyim. Kitaptaki öğrencilerine kendi çocukluğundan bahseden Ayla Öğretmenin anlattıklarını aslında birebir yaşadım.

Ortaokul yıllarındayken babam okul harçlığımızı kardeşimle bana haftalık olarak verirdi. Bir hafta boyunca aldığımız parayı idareli kullanmaya çalışırdık. Ancak yaz döneminde harçlığımız kesilirdi. Biz yazın her çocuk gibi dondurma yemeği çok severdik. Her gün birden fazla yemek isterdik. Bu yüzden daha fazla paraya ihtiyaç duyardık. O sıralarda içimde biriktirdiklerimi dışarıya çıkarma ihtiyacı duyuyordum. Kendimi yazarak ifade edebileceğimi düşünüyordum; ama yazdıklarımı hiç beğenmiyor yırtıp atıyordum. Derken bir gün kuzenim babasıyla bir Sultanahmet gezisinin dönüşünde başında bir fesle eve geldiler. Ben o fesi görünce –Bulduuum, diye bağırdım. Diğer kuzenim ve kardeşim -Neyi buldun? diye sorunca -Para kazanmanın yolunu, dedim. -Ben size bir tiyatro oyunu yazacağım sizler oynayacaksınız böylelikle çok para kazanıp istediğimiz kadar dondurma yiyebileceğiz, dedim. Onlar da bu teklifimi kabul ettiler ve biz tam bir ay boyunca çalıştık. Gün gelip çattığında tüm akrabalarımıza, komşularımıza oyunu sergiledik. Büyük bir ilgiyle, takdirle karşılandık. Babam yazdığım bu oyundan çok etkilendiğini, yazmaya yeteneğim olduğunu söyleyince çok mutlu oldum. -Ama unutma, dedi. -En büyük üretkenlik okumaktır. Eğer yeterli bilgiye sahip olmazsan yazmanın bir anlamı olmaz hep yerinde sayarsın.

Bana o yaz tatili hem keyifli saatler geçirebildiğim hem de kendime özgüven duygusu kazandığım, yazmanın tadını aldığım bir o kadar da okumanın önemini kavradığım anları yaşatmıştı. İşte ‘’Sütlü Çikolata Fındıklı Kurabiye ‘’ kitabı bu şekilde ortaya çıktı aslında. Yazar olmak isteyen bir çocuğun hayalini nasıl gerçekleştirdiğini anlatan kendi çocukluğumun izleriyle dolu bir hikaye…

S-7: Krem Şanti ile Bayan Marmelat’ın kişiliklerini nasıl tasarladınız?

Okul yıllarında hayatımıza giren kendimize yakın bulduğumuz can dostlarımız, arkadaşlarımız vardır öyle değil mi? İşte Emir yani Krem Şanti ve sevgili Buket namı diğer Bayan Marmelat birbirini çok seven, çok iyi anlaşan iki dost. Ortak noktaları olan, sanata karşı duyarlı çocuklar… Dürüstlüğü ve paylaşmayı ön planda tutan karakterler…

Çıkarmış olduğum her kitapta bir sanat dalını ön plana çıkararak çocukların kendi içlerindeki yeteneklerini keşfetmelerini sağlayıcı başarı öyküleri yazmaya gayret ettim… Burada vurgulamak istediğim her çocuk başarılı olmak zorundadır anlayışıyla değil.  Çünkü kaybetmenin de kişilik gelişimine çok katkısı olduğunu düşünüyorum. İnsanı olgunlaştırması bakımından… Başarının doğal, olması gereken, içimizden bir duygu anlayışını sanat dallarının naifliği içinde vermek istedim ki ileride yetişkin konuma geldiklerinde başarıyı takdir edebilme yetisine sahip olabilsinler.

S-8: Kitaplarınızı hep eğlenceli ve öğretici yazıyor, çocukların okuma alışkanlığı kazanmasını sağlıyorsunuz. Bunu nasıl yapıyorsunuz?

Öncelikle şunu söylemeliyim. Her şeyi yaşamaya hakkı olan ilerinin büyükleriyle bir dünya oluştururken didaktik olmadan, mesaj kaygısı gütmeden oluşturmaya çalıştığım dil kendi tabii akışı içinde çocuklara seslenme özelliği taşıyan tamamen kendilerini anlayarak ne istediklerine tanıklık edecek tarzda yazılmış eserlerdir. Eğer çocuklar için yazıyorsanız ne bir düşüncenin ne bir inancın doğruluğuna çocukları inandırmaya çalışan bir söylevci olamazsınız. Ben sadece dilimizin olanaklarıyla kurguladığım hikâyelerimle sizlere yeni yaşam durumları yaratmak, insanları ve hayatı tanımanıza olanak sağlayacak şekilde yazmaya gayret ediyorum.

Okuma alışkanlığına gelince yine rahmetli babamdan bir örnek vermek istiyorum.

Babam yazmış olduğum oyunu beğenince kendisiyle bir anlaşma yapmamı istemişti.

-Okuduğun her kitap başına benden para alacaksın.Parayı hak edebilmen için tek kural kitabı sonuna kadar okumuş olmandır.

Babama hangi kitapları okuyacağımı kendisinin mi yoksa kendi seçtiklerimi mi okuyacağımı sormuştum hemen. Hiç unutmuyorum. Babam istediğim kitabı seçebileceğimi söylediğinde dünyalar benim olmuştu. Çünkü uyanıklık yapıp ince kitapları kısa sürede bitirecek daha çok para kazanabilecektim. Kütüphanemizde bulunan ince kitaplar bitip de orta kalınlıktaki kitaplara geçtiğimde artık kitapların sayfalarıyla ilgilenmediğimi fark etmiştim. Kitapların dünyasına girmiş maceradan maceraya sürükleniyor, geleceğe ışınlanıyor, bilinmeyen yerlerin gizemi ve heyecanıyla dopdolu olabiliyordum. Oturduğum yerden kimi zaman dedektif, kovboy oluyor kimi zaman kahraman ya da prenses oluyordum. Yani kitap okumanın bir zorunluluk değil bir keyif işi bir ihtiyaç olduğunu anlamıştım okuduğum kitaplardan…

O yüzden yazdığım kitaplarda kitap okumanınbir alışkanlıktan çok bir gereksinim olduğunu dile getirmeye çalışıyorum. Kitabın zorla okunmayacağının altını çiziyorum. Canınız neyi ne zaman isterse o zaman okuyun diyorum. Ödeviniz var diye değil ya da aileleriniz, öğretmenleriniz istedi diye değil mutlu olacağınızı bilin diye her hikâyemde dile getiriyorum. Ve diyorum ki lezzeti tarifle anlayamazsınız çocuklar elma şekerinin tadını hissetmek istiyorsanız.Onu ısırmalısınız…

S-9: Kitap yazarken önce hayal kurup sonra bunları yazıya dökmek doğru mudur? Neden?

Yazarı yazmaya yönelten, onları tetikleyen etken ne ise doğru olan odur. Her yazarın çalışma metotları farklıdır çünkü. Mesela benim için içimdeki çocuk kadar bana ilham veren bir şey olamaz. Çocukluk çağının edebiyatı demek hayatın çocuk açısından yorumlanması anlamına geliyor. Ve meramınızı en saf haliyle anlatabilme yöntemiyle çocukların boyuna göre diz çökebilme meselesi. Çocukları çok seviyorum evet onların dünyalarını onların sesine ses olmayı… Ancak bu edebiyatın ne çocukları sevmekle ne eğitimci olmakla ne çocuk sahibi olmakla bir ilgisi var. Bir zamanlar herkes çocuktu ve o çocuğu hatırlamak yeterli.

S-10: Çocukların beğendiği ve severek, eğlenerek okuduğu kitaplar yazmak size ne ifade ediyor?

Canım İnci’m böyle düşünüyor olman beni çok mutlu etti. Ben sadece sanatsal bir ifadede gerçekçi olmaya, yalan söylememeye çalışıyorum o kadar. Yoksa zaten siz neyin yapmacık neyin doğallıkla aktığını çok iyi biliyorsunuz. Daha öncede belirttiğim gibi yazdıklarımla hiçbir şey anlatmak, vermek istemedim. Sadece içimdeki çocuğu eğlendirmek istedim. Bu yolla başka çocukların da eğleneceğini umarak hepsi bu…

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ