Meltem Dağcı, Özgür Turan’la “Su’yun Gölgesi” Üzerine Konuştu

  • 15 Nisan 2017

SU GİBİ AKABİLECEKKEN YOLLARI TIKANAN BİR EVLİLİĞİN HİKÂYESİ: SU’YUN GÖLGESİ

Yitik Ülke’den daha önceden “ Rehberine Kulak Ver ” adlı bir ebeveynlik kitabı yayımlanan Özgür Turan’ın ilk romanı “ Su’yun Gölgesi “ 2016 yılında okurlarına merhaba demişti. İlk romanında insan ilişkilerini, kişinin yalnızlığını, mutlu olduğunu sandığı evliliği içinde arzularına engel olamayan bir kadının başka sulara doğru aktığını, yolun sonuna doğru kendisiyle yüzleşmesini ustaca kaleme alan Turan, evlilik odağında bir kurguyla okuru selamlıyor. “ Su’yun Gölgesi”nde kendinizi Marmaris’in bir köyünde, Londra’da, İstanbul’da bulacaksınız. Su’ yun gölgesinde kalan bir adamın, anne ve kızlarının hikâyelerine tanık olacaksınız.

1) Öncelikle sizi tanımak isteriz. Özgür Turan, kim değildir?

Oldukça zor bir soruyla başladınız. Kim olduğumuzu ya da kim olmadığımızı anlamak ömür boyu süren bir yolculuktur. Ben de bu yola baş koyanlardanım. Çocukluğumdan bu yana kafa yorduğum kendimle daha çok işim var. Özgür Turan, öğrenmekten bıkan, değişimden, yeniliklerden korkan, her gün aynı şeyleri yapan, hayata öfkeli biri değildir diyelim o halde.

2) “ Rehberine Kulak Ver ” adlı ebeveynlik kitabınız 2013 yılında yayımlanmıştı. Dört yıl sonra Su’yun Gölgesi” ile okuyucuyla buluştunuz. Bize kitabın oluşum sürecinden bahseder misiniz?

 Su, 2013 yılında karalamaya başladığım, içimde dönüp duran bir karakterdi. 2014 yılında Yeşim Cimcöz’ün Roman Ayı çalışmasında ilk taslağını yazdım. Bu bir yazı maratonuydu. Her gün 1667 kelime yazma sözü veriyorsunuz ve bir grup yazar birbirinizden bağımsız olduğunuz yerde her gün bu kadar kelime yazıyorsunuz bir ay boyunca. Ben bu maratonu bitirebilenlerdendim çünkü hikâye artık içimden çıkmak için bağırıyordu ve ne geldiyse akıttım yazıya o bir ay boyunca. Sonrasında taslağı nadasa bıraktığım bir süreç oldu. Bitirmeye yakın her şeyden kendimi soyutladığım tamamen karakterlerimle baş başa kaldığım dönem en zoruydu.

 3) Su, yaşantımızda karşılaşabileceğimiz kadın karakterlerden birisidir. Su gibi akabilecekken yolları tıkanan bir evliliğin hikâyesine, adamın çaresizce çırpınışına, tedirginliğine tanık oluyoruz. Seven ve suyuna giden bir adam, Emin. Aşk her şeyi affediyor mu gerçekten?

Aşk ve affetmek kelimelerinin anlamı her ilişkinin dinamiğine göre değişebilir diye düşünüyorum. Kaldı ki kitabın sonu bize Emin’in durumuyla ilgili net bir bilgi de vermiyor. Yeni okuyacak olanlar için çok ayrıntı vermemeyi tercih ederim. Fakat her evliliğin kendi dinamiği içinde farklı döngüleri var ve bu döngülerde çiftler nereyi geçip nerede takıldıklarını sadece kendi yaşadıkları kadar biliyorlar. Bu döngülerden çıkarken kendilerine kalan kazanımlar da olabiliyor, kayıplar da. Bu da yine ilişkinin içinde analiz edildiğinde değerli oluyor. Ama bu analizi yapmak da bana düşmez karakterler kendilerini anlatıyor zaten.

 4) Romandaki diğer can alıcı karakterlerden birisi de Can’ dır. Arzularına, tutkularına yenik düşüyor her defasında. Bir yerlerde kendini sorguluyor ve vicdan muhasebesini yapıyor. Yanlış yaptığının farkına varıyor. Bütün bunların sonunda Can, kendi gölgesine yenik mi düşüyor?

Can’ın ya da diğer karakterlerin yanlış yaptığını düşünmüyorum. Kime göre, neye göre yanlış? Ben sadece her karakteri kendi dünyasından konuşturmaya çalıştım. Can, gölgesine yenik düştü mü sorusunun yanıtını da ben değil okur versin isterim.

5) Kitap kapağında kayığın içerisinde üzeri örtülü bedenin imgelediği şey nedir? Kapak fotoğrafına siz mi karar verdiniz?

Kapak fotoğrafı Hasan Yokeş’e ait. Kendisi profesyonel olarak su ve sualtı fotoğrafları çekiyor. Yitik Ülke Yayınları sayesinde kendisinin fotoğraflarına ulaştım ve birkaç fotoğraf arasından seçim yapmam gerekti. Son kararı yayınevimle birlikte verdik ama bu fotoğraf beni ilk gördüğümde etkilemişti. Kayığın üzerindekinin ne olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz, orası okurun dünyasında şekillenecek bir yer.

6) İlk romanınızdı Su’yun Gölgesi. Okurlarınızdan dönüş yapan oldu mu? Eleştiriler nasıldı?

Okurlardan çok derin analizler, ilginç yorumlar geliyor. Romanda kadına dair yaşanmışlıkların bir yana anne kız ilişkisinin de okur tarafından ilgiliyle incelendiğini görüyorum. Örneğin Eylül karakterini daha detaylı başka bir romanında okumak isteriz diyenler oldu. Genelde kadın okurlarım mutlaka içinde kendilerinden bir şeyler bulduklarını söylüyorlar.

7) Bundan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz? Yeni bir roman çalışmanız var mıdır?

Yeni bir roman üzerinde çalışıyorum ama henüz taslak aşamasında. Yazmak dışında bana hayat veren diğer alanım ise yoga. Yoga eğitmenliği yapmaya devam ediyorum. Kitaplarım ve yoga derslerimle ilgili her şeyi www.ozgurturan.net adresimden takip edebilirsiniz.

8) Son olarak şu an da okuduğunuz kitabı öğrenebilir miyiz?

Bir süredir elimde Simon de Beauvoir  – Mandarinler kitabı var.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ