Erkut Tokman ile “Aramızda Eski Bir Masal” Üzerine / Fatma Yeşil

  • 07 Şubat 2018

Fatma Yeşil

Erkut Tokman,  Aramızda Eski Bir Masal

 Yasakmeyve, Şiir

 “Ben ilk ne zaman kuruldum bu hayata?

Zamana ruhumu serdim de

Nasıl ayak uydurdum şu saatlere?”

“En son ne zaman bir çeyrekten diğerine

Zamanımı bütünledim seninle?” 

“Saatler” adlı şiirinize ait bu dizeleri alıntılayarak; kitabın genelini zorlayan bir kavram olarak çıkıyor “zaman” karşımıza… Anın içinde, deneyimlerden naif bir sitem sezdiriyor okurken.  Yalnızlık, şiirin zaman göstergesidir diyebilir miyiz kitapta?

 

Evet. Zaman bende ciddi bir varoluş sorunu sanıyorum. Bir türlü varlığını kabul edemediğim bir kavram. İnsan zamanı icat edip ölçmeye başladığından ve edimlerini, üretim ve tüketim değerlerini onun üzerinden planladığından beri onun dayattığı şeylere karşı hep bilinçli ya da bilinçsiz bir özgürlük mücadelesi içinde olmuştur ve onu sorgulamıştır. Zamana başkaldırı özgürleşmenin de bir evresidir. Bugün de  “zaman” la barışık ya da çatışık yaşamaya devam ediyoruz.  “Yalnızlık” ve “Zaman” arasında derin ve çok boyutlu bir ilişki var. Bu ilişki sosyolojik, psikolojik ya da felsefi vb. pek çok acıdan irdelenmiştir; benimse dile getirmeye çalıştığım, başarabildiğim ölçüde “şiirsel” boyutta birçok yönlülükle zamanı ve zaman üzerinden insanî değerleri sorgulamaya çalışmak oldu. Bunu şiirin eksenine taşırken dolayısıyla “yalnızlık” da şiirin zaman göstergelerinden birine dönüştü kesinlikle, çünkü “şiirdeki zaman” da ya da “şiirin zamanı” da yalnızlıkla iç içe ilerlemektedir. İnsan doğduğu günden öleceği güne kadar yaşlandıkça yıllarla artan bir şekilde bunun daha çok farkına varıyor; bu bağlamda “şair” in de varoluşsal anlamda “yalnızlık” la bir sorunsalı var ve hayatla paralel kendi yaşamının bir uzamı olarak şiirine bu konu olmuştur ve olmaya devam edecektir. Kitabın genelinde de “yalnızlık” bu kitaptaki şiirlerin zaman göstergesidir. Evet.

 

Yalnızlık… “Kapılar”da da karşımıza çıkarak “kapı”, dile getirdiğinizin dışında  “kendi kendine bir şey” gibi, farklı bir hayale de sürüklüyor bizi. Ardımıza dönüp baktığımız, yaslandığımız, kilitlerine dokunduğumuz kapıların dışında bir imaj olarak da zihnimizi zorluyor. “Kapılar konuşurdu içinde sen açılıp kapandıkça” … Buradan yola çıkarak; “Kapılar”da çaresizlik, sıkılmışlık ile yalnızlık arasında nasıl bir bağlam kurabiliriz?

Çaresizlik ve sıkılmışlık ile yalnızlık arasında çift yönlü bir ilişki söz konusu, her biri diğerinin içinde ve birbirini belli ölçülerde var eden, birbirinin ardıl sonucu olarak doğan şeylerdir; bazen de hepsi iç içedir. Hepsinin ötesinde bu üç kavramın “Kapı” yla ya da “Kapılar” la da bir ilişkisi söz konusu. “Kapı” insan ile şiir arasına konmuş bir ara imge olarak içe ve dışa açılan, irtibat kuran, ilişkilendiren, duygusal ve düşünsel anlamda sorgulayan, insanın içene ve dışına açılan bir mihenk taşıdır-bu şiirde ve “Kapılar” üzerinden sorgulanan insana ait temel bazı kavramlar söz konusudur; çaresizlik ve sıkılmışlıkta bunlara dâhildir.

Dili zorlamayan, yalın bir anlatım var “Aramızda Eski Bir Masal”da. Seçtiğiniz sözcüklerden oluşan ifade gücü ile parmak uçlarımızla okuyoruz kitabı sanki. Şiir yazarken dilin boyutlarına temas etmek ne derece önemli sizin için?

 

Dilin boyutlarına temas etmek, her şairin boynunun borcudur. Dilin olanaklarını her şair zorlamak ya da genişletmek, ona yeni olanaklar kazandırıp geliştirmek ister. Dil denizinin durgun, sakin, yağmurlu, dalgalı, fırtınalı vb. çeşitli havaları vardır. Yani dil de çoklu olasılık kümeleri içinden şair tarafından bilinçle bir amaç için şekillendirebilir ve bir şiir kitabının bütünlüğüne indirgenebilir. İfade gücü de bunun ayrılmaz bir parçası. Yalın bir anlatım tercih ettiğim doğrudur; bu yalınlık içinde dili de çok zorlamadım; yani dile karşı borcumu ne kadar ve ne ölçüde yerine getirebildim ya da bunu ne ölçüde başarabildim bilemiyorum? Fakat şunu söyleyebilirim tek tek “sözcüksel” bağlamda bir zorlama olmasa da -ki belki de eksik olan bir yönü de budur bu şiirlerin?- “söz dizimi” ve onun çağrıştırdığı “ses” ve “ezgisel” yapı ve deyiş özellikleri bağlamında kullandığım dil iç sesimle örtüşen samimi bir dildir ve sorgulamayı temel almıştır. Bunun içinde bu şiirlerde alışılmadık şekilde sorular çoktur.

 

“Aramızda eski bir masal”, “Senden Sonra Aşk Vardı” şiirinizin bir dizesi, kitaba da ismini vermiş. Bu dizede gizli olan nedir? Kitabın genelini ne boyutta temsil ediyor?

 

Kitabı tekrar tekrar okuduğumda “Aramızda Eski Bir Masal” dizesinin,  bütün şiirlerin bir üst kümesi gibi, kavramsal olarak, bu kitabı en iyi şekilde yansıttığını düşündüm. Bu yüzden de bu adı verdim. Bu dizenin içinde hem “mecaz”i; hem de “kinaye”sel bir anlam gizlidir. Aramızdaki “Eski Bir Masal” sürüp gitmekte olan ve kanıksanmış, yavaş değişen ya da hiç değişmeyen, toplumsal ve bireysel, insana,  bu topluma ait aslında bugünde yaşayan bir “Masal”ı imlemektedir.

 

Olaylara, seslenilen kişiye veya kişilere, yaşama dair sorular sorulmuş kitapta. Kimi özel kimi evrensel birçok değer sorgulanmış… Bu soruları genelleyecek olursak üç kelime ile ne demek isterdiniz bize?

Değişim, özgürleşme ve insanlaşma…

(Söyleşi 2016 yılında Varlık dergisinin Ağustos sayısında yayımlanmıştır.)

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ