Kerteriz Vbg. Vbg. Vbg., Dörtçeker, Kurşunkalem Nüsha, Mustafa Özturanlı

  • 28 Mart 2018

Fatma Yeşil

Mustafa Özturanlı / Kerteriz Vbg. Vbg. Vbg., Dörtçeker, Kurşunkalem Nüsha
Yasakmeye

(2017 yılında Varlık dergisinin Mayıs sayısında yayımlanmıştır.)

Mustafa Özturanlı’nın son kitabı Dalgın Çocuklar Aranıyor Aşka 1994 yılının Nisan ayında çıkmıştı. Yirmi iki yıl sonra, 2016’nın Şubat ayında Yasakmeyve’den üç kitabı birden çıktı: Dörtçeker, Kerteriz Vbg. Vbg. Vbg. , Kurşunkalem Nüsha.

 

kerteriz vbg. vbg. vbg.

Kerteriz, seyir yapılması gereken faaliyetlerde doğru rotada ilerlemek için kullanılır. Girişte anlıyoruz hemen Özturanlı’nın kitabına neden bu ismi verdiğini. Kitap ismi, kitabın kimliğini, neliğini anlamak için okurun dikkat ettiği ilk veridir. Şairin kitaba verdiği bu isim de, onun şiirlerinde seyir eden okuru doğru rotada ilerletiyor…

 

“gökçeada’nın

kaleköy mendireği’nde,

yarı beline dek su almış

yarı baygın bir halde yatan

sait faik yazılı sandalı gördüğümde;

baştan aşağı sait faik’in anısına

hasrettiğim bu şiirleri,

son günlerini

su içinde bir taşa bağlı

nohut gibi şişerek geçiren o sait’e,

ya da capcanlı yüreklerle

denizin altını üstüne getiren

ve var olduklarını hep bildiğim

öteki saitlere teslim etmeyi de

yüklenmişim meğer…”

 

Kerteriz Vbg. Vbg. Vbg.” bu dizelerle başlıyor. Buram buram Sait Faik kokuyor kitabı ilk açtığımızda. Daha sonra Sait Faik’ten bir alıntı ile devam ediyor… Onun satırlarının arasında deniz kokusunu nasıl hissediyorsak; onu okudukça sokaklara, meyhanelere, denize, balıkçılara nasıl dokunuyorsak bu kitabı okurken de aynı şeyleri hissediyoruz. Bir “hişt hişt” işitiyoruz Özturanlı’dan ve birden denizle, denizcilikle ilgili soyut somut birçok imge çıkıyor karşımıza. Yosun kokularına, kayık sallantısına kapılıveriyoruz okurken. Şiirin rüzgârında sonsuz bir yolculuğa başlıyoruz… Kimi zaman İmroz’da kimi zaman Malentia’da iki kadehcik rakı ile tuzlu dudaklarımızı ıslatıyoruz…

 

“deniz suyu tertemiz ediyor insanı”

 

dörtçeker

 

Özturanlı dile getirdiği dizelerin ötesinde, imledikleriyle farklı bakış açıları sunuyor bize. Yapraklara, çiçeklere, martılara olağandışı bakarak benliğimizi kimi zaman doğaya kimi zamansa sadece kent hayatına, bir meyhaneye bırakıveriyoruz.

Kitap dört ana bölümden oluşuyor: yasavul, gözetimevi, en iyisi güvercin, dalgın çocuklar aranıyor aşka. Bunların hepsi daha önce basılmış kitaplar. Dörtçeker bir açıdan bakıldığında toplu şiirler niteliğinde olmuş.

Yasavul daha önce 1986’da basılmış. Kitaptaki şiirler bir kente götürüyor bizi. “Kent”te yalınyürek kokluyoruz fesleğenleri kırlangıçlar bize selam dururken. Kent çoğu zaman tabii ki İzmir:

 

“izmir’de bir akşam

                deniz kıyısında

uçan bir martı görsem

ya da inmiş denize seyrederken balkonları

şaşırırım

martılar geceleri

               balık lokantalarına

               gece kulüplerine meyhaneye gitmez

               martılar geceleri evlerinde oturur”

 

Gözetimevi 1988’de basılmış bir şiirsel anlatı kitabı. Kitapta öncelikli olarak bir başkaldırı seziyoruz; külüstür düşüncelere, düzene, fırsatçı üniformalara…  Özgürlüğe dokunan bütün biçimsizliklere bir değinme…

 

“ve biz

yağmurun kurumasıyla

fesleğenin kuruması arasındaki

                        farkı çözemeden

eskiyip gidelim olur mu

kılçık saçlı insanlar olarak

dünya dolu bir leğen olarak”

 

Bölümün son şiiri “irsaliye”de bir güvercin çığlığı deliyor kulağımızı: “-düzene bak!-düzene bak!!-düzene bak!!!” En etkileyici sonlardan…

Dalgın Çocuklar Aranıyor Aşka kitabın son bölümü. Aynı zamanda Özturanlı’nın 1994’ten bu yana basılan son kitabı.
kurşunkalem nüsha

 “izmir’de bir renk cümbüşü var,

insana aşk ilham eder.”

 

Kurşunkalem Nüsha, yönetmenliğini Semih Evin’in yaptığı “Kader Ayırsa Bile” filmine atıfta bulunarak başlıyor. Ekrem Bora, Sema Özcan, Mine Sun canlanıyor birden kitabı açar açmaz… Bazen bazı isimler yetiyor işte böyle şiir gibi hissettirmeye. Bazen de İzmir’de bir enginar yemeğe davet edilmek… Hemen ardından ilginç bir şekilde tarif çıkıveriyor karşımıza domatesleri en anlamlı kullanabileceğimiz. Ve bölüm şöyle devam ediyor:

 

“sana derya ortasında bir ev kuracağım.

ateşbalıklarıyla aydınlanacağız iyi mi?”

 

Sadri Alışık ve Sema Özcanlı bir film: Serseri

 

Deniz, iskeleler, balıklar, martılar ve en çok da İzmir tabii ki bu kitapta da yoğun bir şekilde kendini hissettiriyor. Kendi deyimiyle kendini değil kentini anlatan insanlardan Mustafa Özturanlı.

Sürprizlerle dolu bir kitap Kurşunkalem Nüsha. Her an her şey çıkabilir okurken karşınıza. Örneğin, İzmir’in geçmişte tanık olduğu ilanlar: Gazino ilanları, düğün-nişan ilanları, Kültür Park ilanları…

Bu ilanlar anlatı niteliği katıyor kitaba şiirsel bir dille. Bazı kelimeler özellikle daha büyük yazılmış. Vurgu niteliği bakımından çok da başarılı olmuş. Görünce bir yükselişe geçip o ana dahil olabiliyorsunuz. Aralarda yine filmlerden diyaloglar var tabii. Balıkçı Osman filminden, Hayatımı Mahveden Kadın filminden… İzmir’i Yeşilçam’da yaşamak…

“Saatli Maarif Takviminin Pervazına” adlı şiirde on iki ay nihâvend şarkı , hicaz şarkı, hüzzam şarkı şeklinde çalınıyor kulağımıza şairin dilinde. Daha önce de belirttiğim gibi sürprizlerle dolu bir kitap bu. Her şiir teker teker çok fazla şey anlatıyor. Dinliyoruz, izliyoruz kekik kokuları eşliğinde.

“Fırat Üçlemesi” de dikkat çeken şiirlerden biri. Bizi geçmişe götürüyor, Hrant Dink’e dokunuyoruz…

Sayfaların altında bulunan dipnotlar da ilgi çekici. Buralarda değişik, keyifli bilgiler veriyor şair bize. Şiirlerinde kullandığı bazı özel kelimeleri açıklamış. İzmir’e özgü kelimeler var bunların içinde.

-Enginar yemeğe İzmir’e beklerim…” Böyle başladık, böyle bitiyor kitap… V. Mahir Kocatürk’ün şiiriyle:

 

“içinde tuttuktan sonra sesini

senin de farkın ne başkalarından?

bir şair bilmezse gürlemesini

bence fazlalığı yoktur kadından.”

 

 

 

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ