Sporun Ceyar’ları

İsmail Cem Doğru

Yazarın şu ana kadar yazılmış 10 makalesi bulunuyor.
  • 30 Nisan 2018

Sanırım on iki yaşındaydım. Bir Fenerbahçe – Galatasaray maçı sonrası kardeşimle tekmenin küfürle ahengini sergileme şansı bulmuş ve bu fırsatı kaçırmayı reddetmiştik. Bizi ayırmak için yetişen rahmetli babaannem “Oğlum evde un yok, siz neyin derdindesiniz? Rıdvan kaç ekmek gönderecek size, Tanju kaç kilo pirinç bırakacak?” şeklinde felsefik bir karşılık arayışlarıyla durumu yatıştırmaya çalışmıştı. Babaannemin bu gollük pasını oldukça başarılı bir şekilde değerlendirdiğimi kimse inkâr edemez: “Ceyar ile Babi dün akşam ne kadar bıraktıysa o kadar.” Babaanem bu cevap karşısında çöktü, yıkıldı, tövbe edip Hatayspor altyapısında seçmelere katılıp futbolcu olmaya karar verdi.

Kabul, hikâyenin bir kısmını ben uydurdum. Babaannem topa vurmayı her zaman reddetti. Ben de ona böyle bir cevabı asla veremedim, aklıma gelmedi. Bu cevabı verdiğini iddia eden başka yerler vardı, ben sahiplendim. Ama babaannemin bu soruları sorduğu doğru. O Ceyar’ı hatırlatmak aklıma gelmemişti, ama zaten genellikle tüm vaktini Ceyar’a beddua ederek geçiriyordu. Hem oturup her bölümü izliyor hem de Ceyar’a sürekli, üstelik Kur-an’dan ayetlerle bela okumayı sürdürüyordu. Bu yüzden Ceyar hiçbir bölümde bildiğini okumaktan vazgeçmedi.

Türkiye’de kural-karar ilişkisi öyle bir noktaya geldi ki ne olacağını kimse bilmiyor. Yani öğretmeni sınavda iki kere ikiyi sorduğunda istediği cevabı doğru kabul etme hakkına sahipmiş gibi düşünün. Her karşılaşmada benzer durumlarda farklı kararlar çıkıyor. Son derbide de komedi devam etti. Ama bu işleri kim idare ediyorsa mutlu olabilir. Çünkü insanlar da onların istediği kıvama geldi. Bir futbol maçı düşünün ki neden yarıda kaldığı, hakemin maçı neden tatil ettiği, hastanede kafasına dikiş atılmış teknik direktörün kafasına neden dikiş atıldığı belli olmasın. Karşılaşmanın bitiminde siyasilerin meseleye “kumpas” diye dâhil olmasıyla akla hayale gelmeyecek bir karar alınmış oldu. Ama kumpası kimin yaptığı belli değil. İnsanlar profesöre inanmıyor, Türkiye’nin büyük bir teknik direktörüne inanmıyor, diğer teknik direktör kan çıkmazsa para yok diyor, bir büyük camianın başkanına kimse inanmıyor. Tüm bunlara inanmayacak kadar akıllı bir milletin insanları da “kumpası kim yapıyor” diye sormayı düşünmüyor.

Maçı hakem neden tatil etti? Oynanamayacak duruma geldiyse neden tekrar oynatıyorsun. Teknik direktörün kafası yarılmadıysa bu adam tiyatro yapmış demektir. Neden raporu verene ve teknik direktöre ceza vermiyorsun? Yok, adamlar yalan söylemiyorsa kafası yarılmış adama nasıl oluyor da tekrar maça çıkacaksın diyorsun?

Ceyar da işleri böyle yönetirdi. Herkes niyetinin kötü olduğunu bilirdi. Ama ne kadınlar onunla sevişmekten vazgeçerdi ne de kandırıldıklarını anlayıp ağlamaktan. Ceyar müessesesi nefretle izlendiğini iyi bilir. Bugün karar vericiler garip bir karar aldığında yarattığı etkiyi ve kırılmayı fark etmiyor değil. Ama futbolun, siyasetin ve hayatın herhangi bir alanında Ceyar’ın nereden beslendiğini İsmet Paşa daha önce söylemişti. Sörvayvır’ı da Ceyar kazanmıyor mu?

Edebiyat ortamında durum nasıl?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ